top of page
  • Instagram

ROMA'DA GEZİLECEK YERLER

  • Yazarın fotoğrafı: yenirotalarizinde
    yenirotalarizinde
  • 9 May
  • 12 dakikada okunur

Tarihin, sanatın ve lezzetin tek bir şehirde bu kadar yoğun biçimde kesiştiği çok az yer vardır yeryüzünde. İtalya'nın başkenti Roma, "Ebedi Şehir" lakabıyla iki bin yılı aşkın bir maziye ev sahipliği yapıyor; her sokağı, her taşı, her meydanı kendi başına bir müze niteliği taşıyor. Bir adım atıyorsunuz Roma İmparatorluğu'nun kalıntılarına, bir adım daha atıyorsunuz Rönesans'ın şaheserlerine, bir köşeyi dönüyorsunuz ve karşınızda Barok bir çeşme beliriyor. Üstüne bir de İtalyan mutfağının o eşsiz tatları eklenince Roma'nın büyüsüne kapılmamak mümkün değil.

Evet, Roma kalabalık. Evet, turistik. Evet, özellikle yaz aylarında bunaltıcı derecede sıcak olabiliyor. Ama bütün bunlara rağmen, birkaç pratik bilgiyle Roma'yı hem içtenlikle hem de derinlemesine yaşamak fazlasıyla mümkün. Biz de size sıfırdan planlama aşamasından tutun da hangi mahalleye konaklamalı, hangi müzeler mutlaka görülmeli, nerede yemek yenmeli ve şehirde nasıl gezilmeli gibi soruların cevaplarını eksiksiz bir rehberde topladık. Buyurun, Ebedi Şehir'e hoş geldiniz.




Roma Seyahati Planlaması – Gitmeden Önce


Roma'ya Nasıl Uygun Fiyatlı Uçak Bileti Bulurum?

Roma'ya uçakla geldiğinizde iki ana havalimanından birine ineceksiniz. Fiumicino (Leonardo da Vinci) Havalimanı uluslararası seferler için ana kapı; şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta. Ciampino Havalimanı ise daha küçük olup düşük maliyetli havayollarının (özellikle Ryanair) tercih ettiği seçenek; şehre 15 kilometre mesafede. Her iki havalimanından da şehre rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Bilet almadan önce fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın.

Roma Havalimanından Şehre Ulaşım

Fiumicino'dan: En konforlu ve pratik seçenek Leonardo Express trenidir. Her 15-30 dakikada bir kalkan bu tren, Fiumicino'dan Roma Termini Garı'na 32 dakikada ulaştırıyor. Bilet ücreti yaklaşık 14 Euro. (2026) Alternatif olarak FL trenleri de var, daha ucuz ama aktarmalı ve daha uzun sürüyor. Taksi ise sabit ücretli; merkeze 55 Euro.

Yeni Rotalar İzinde Önerisi: TERRAVISION otobüsleriyle erken online bilet aldığınızda 4-7 euro arası gidebiliyorsunuz.

Ciampino'dan: Havalimanı Termini'ye direkt tren bağlantısı yok, ancak SIT Bus Shuttle veya Terravision gibi servisler yaklaşık 4-6 Euro'ya doğrudan Termini'ye ulaştırıyor. Taksiyle merkeze sabit 35 Euro.

💡 Tüyo: Roma'da taksi durağı dışından binilen taksiler, ya da teklif getirip "sabit fiyat" diyen kişiler genellikle dolandırıcıdır. Resmi taksiler beyaz renkli ve taksimetreli olur. Uber de Roma'da aktif.

Roma'ya Ne Zaman Gidilir?

İlkbahar (Nisan–Mayıs): Roma'yı gezmek için altın dönem. Hava ılıman, kalabalık henüz doruk noktasına ulaşmamış, şehir çiçek açmış. Özellikle Nisan ortasından Mayıs sonuna kadar olan süreç hem fotoğraf çekmek hem de yürümek için ideal. Dezavantajı Paskalya haftasının inanılmaz kalabalık geçmesi; Paskalya'yı hedeflemiyorsanız o haftayı atlayın.

Yaz (Haziran–Ağustos): Sıcaklık 35-38 dereceyi bulabiliyor, nem yüksek, kalabalık almış başını gidiyor. Yine de Roma'ya yaz aylarında gelecekseniz erken sabah çıkın, öğle saatlerinde bir kafe ya da kilisede mola verin, akşamları tekrar sokağa çıkın. Ayrıca pek çok yerel bu dönemde şehri terk ettiği için bazı mahalle restoranları Ağustos'ta kapalı olabiliyor.

Sonbahar (Eylül–Kasım): İkinci ideal dönem. Eylül'de yaz sıcakları hâlâ var ama Ekim'den itibaren şehir hem sakinleşiyor hem de sonbahara bürünüyor. Müzeler, restoranlar, kafeler her şey açık; turist yoğunluğu makul seviyelere iniyor.

Kış (Aralık–Şubat): Roma'nın kışı Kuzey Avrupa'ya göre ılımlı (ortalama 8-12 derece) ama yağmurlu geçiyor. Noel süslemeleriyle şehir ayrı bir çehre kazanıyor, müzeler neredeyse boş. Yılbaşı haftası kalabalıklaşabilir. Dezavantajı bazı dış mekan çekimlerinin zorlaşması ve servis saatlerinin kısalması.


Roma'ya Ne Kadar Zaman Ayırmalı?

Birinin "Roma'yı 2 günde gezdim" demesi bize biraz acımasızlık gibi geliyor. Tarihsel ve kültürel yoğunluğu itibarıyla Roma'ya gerçekten hakkını vermek için en az 4-5 gün ayırmanızı öneririz. 3 günde ana noktalar görülebilir ama şehiri sadece müzeler ve anıtlardan ibaret sanmak büyük yanılgı. Trastevere'nin arka sokaklarında kaybolmak, Campo de' Fiori'de bir aperitivo içmek, Testaccio'da pazar dolaşmak… bunlar da Roma deneyiminin vazgeçilmez parçaları.


Roma'nın Hangi Bölgesinde Konaklamalı?


– Centro Storico (Tarihi Merkez): Navona Meydanı, Pantheon ve Campo de' Fiori bu bölgede. Gezilecek yerlerin tam kalbinde uyumak isteyenler için en mantıklı seçenek. Fiyatlar diğer bölgelere göre daha yüksek ve gece biraz gürültülü olabiliyor; ama sabah kahvenizi bir kafe terasta içmek istiyorsanız burası eşsiz. Hem küçük butik oteller hem de kiralık daireler bakımından zengin seçenekler var.


– Trastevere: Roma'nın en karakterli mahallesi. Dar taş sokaklarda sarmaşık örtülü binalara sıkışmış restoranlar, barlar ve küçük dükkanlar. Genç, enerjik ve eğlenceli. Otobüsle her yere ulaşılabilir konumda. Bu mahalleyi sevenler "Trastevere'ye aşık oldum" diyerek ayrılıyor.


– Termini çevresi (Esquilino): Her bütçeye uygun en fazla konaklama seçeneği burada. Ulaşım açısından muhteşem: Metro, otobüs, bölgeler arası tren hepsi Termini'den. Biraz kalabalık ve karmaşık bir semt ama pratiklik ön planda tutulacaksa ilk tercih olabilir. (Tek seyahat eden gezginler için hostel önerim: "MEININGER TERMINI" Otelden farksız tertemiz bir konsept.


– Prati: Vatikan'ın hemen yanında, sakin ve düzenli bir semt. Şişirilmiş turist fiyatlarından kaçınmak isteyenler için daha makul lokaller burada. Aileler ve biraz daha sessiz ortam arayanların gözdesi.


– Testaccio: Roma'nın gerçek yerel yüzü. Touristik olmayan restoranlar, pazar, eski mezbahadan dönüştürülmüş kültür merkezi (MACRO Testaccio) ve köklü mahalleliler. Özgün Roma deneyimi isteyenler için ideal.


Roma'daki En Favori 3 Deneyim

  1. Gün batımında Pincio Terası'ndan Roma'yı izlemek (ücretsiz ve unutulmaz).

  2. Kolosseum + Forum Romanum + Palatinus Tepesi kombine biletini sabahın ilk saatinde kullanmak.

  3. Trastevere'de yerel bir osteria'da masa örtüsüz, akşam yemeği yemek.


Roma'ya Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler


1. Kolosseum ve Vatikan Müzeleri İçin Mutlaka Önceden Bilet Alın

Kolosseum önündeki kuyruklar inanılmaz uzun olabiliyor ve "kapıda bilet" almak saatler harcamanıza neden olabilir. Vatikan Müzeleri için de durum aynı. Her ikisi için de online ön rezervasyon hem para hem zaman kazandırıyor. Kolosseum biletleri genellikle resmi site üzerinden 24-48 saat içinde tükeniyor; seyahat tarihiniz netleşir netleşmez alın. Vatikan Müzeleri'nde sabah ilk turnu veya kapanıştan önceki son turu tercih edin; kalabalık biraz daha az oluyor. Her ayın son pazar günü Vatikan Müzelerine giriş ücretsiz fakat sabah 7 de sıraya girseniz bile saatlerce sıra bekliyorsunuz, denendi ve önermiyorum :)


2. Roma Pahalı mı?

Roma, Paris veya Londra'ya kıyasla daha uygun; ama İspanya veya Balkanlar'a göre fiyatlar yüksek. Tek başına kalmak isteyenler için en büyük kalem konaklama. Yiyecekte ise sıradan görünümlü bir osteria veya trattoria'da çok iyi yemek makul fiyatlara yenilebilir. Fontana di Trevi ya da Pantheon gibi yerlerin hemen yanı başındaki kafelerin fiyatlarını gördüğünüzde şaşırmayın; konumdan 2-3 sokak uzaklaştığınızda aynı espresso üçte bir fiyatına içilebilir. Genel bütçe: Bütçe gezgini için günlük 80-100 Euro, orta-üst bütçeyle 150-250 Euro civarı bekleyin.

Solo seyahat edenler için MEININGER Termini önerim. Hem az kişilik hostel odaları hem de temiz konaklama.


3. Roma'da Ne Yenir?


Roma mutfağı abartısız, malzeme odaklı ve son derece tatmin edici. Birkaç ana ürünü mükemmelleştirmek üzerine kurulu bir anlayış var. İşte mutlaka denemeniz gereken lezzetler:

– Cacio e Pepe: Roma mutfağının en yalın ve en güçlü yemeği. Makarna, Pecorino Romano peyniri ve karabiber. Başka hiçbir şey yok. Ama doğru yapıldığında hayatınızın makarnası oluyor. Aşırı şişirilmiş "restoran versiyonlarına" değil, mahalledeki küçük trattoria'lara gidin.

– Supplì: Kızarmış pirinç topu, içinde domates sosu ve eritilmiş mozzarella. Roma'nın street food'u. Her köşe başındaki pizza al taglio dükkanı satar.

– Artichoke (Carciofo alla Romana): Fırın veya tavada zeytinyağlı enginar. Roma'ya özgü ve çok lezzetli. Özellikle ilkbaharda mevsiminde bulabilirsiniz.

– Gelato: Klasik ama doğru yerde yemek şart. Pencereden tepeleme doldurulan kaplarda saklanan gelato'yu değil, içi dolu kapakları olan ve rengi doğal görünen dükkanları seçin. Hızlı renk ve pırıltı uyarı işareti.

– Espresso: Roma'da kahve kültürü apayrı bir boyut. Baristanın arkasını döndüğü bar tezgahında ayakta içilen espresso hem en lezzetli hem de en ucuzu. Masaya oturursanız fiyat iki-üç katına çıkabilir.




Roma'da Gezilecek Yerler


1. Kolosseum, Forum Romanum ve Palatinus: Antik Roma Üçlüsü


1.1 Kolosseum (Flavius Amfitiyatrosu)

Dünyanın en tanınan yapılarından biri, belki de en çok fotoğraflanmış antik eseri. MS 70-80 yılları arasında inşa edilen Kolosseum, aynı anda 50.000 ile 80.000 seyirci alabilen devasa bir amfitiyatro. Gladyatör dövüşleri, hayvan avları ve kamu gösterilerinin sahneleri. Yapımında onlarca yıl çalışmış Roma'nın en karmaşık mühendislik projelerinden biri.

Bugün ziyaret ettiğinizde zemin kısmının büyük bölümü açılmış durumda ve altındaki hipogeum (yeraltı tünel sistemi) görülebiliyor. Üst katlar ek biletli olan arena katına dahil. Sabahın 8:00'inde, kapı açılır açılmaz girmek kalabalığı minimize etmenin en iyi yolu. Kombine biletiniz Forum Romanum ve Palatinus için de geçerli.

💡 Pratik bilgi: Kolosseum etrafındaki centurion kostümlü figürlerle fotoğraf çektirirseniz ciddi para isteyebilirler. Önceden anlaşmadan kesinlikle fotoğraf çektirmeyin.



1.2 Forum Romanum



Roma İmparatorluğu'nun siyasi, dini ve ticari kalbi. Senatonun toplandığı yer, dini törenlerin yapıldığı tapınaklar, zafer takları ve pazar alanı… Bugün görece yıkık görünse de zihninizde 2000 yıl önceyi canlandırmaya çalışınca alan inanılmaz büyüleyici hâle geliyor. Yapılar arasında özellikle dikkat edilmesi gerekenler: Vesta Tapınağı, Titus Kemeri, Septimius Severus Kemeri, Curia Julia (Senato binası) ve Basilica Maxentius. Alanın içindeki bilgi panolarını okumak deneyimi çok zenginleştiriyor ya da sesli rehber kiralayabilirsiniz.


1.3 Palatinus Tepesi



Roma'nın yedi tepesinden en meşhuru ve efsanelere göre de kentin kurulduğu yer. İmparatorların saraylarının olduğu bu tepe bugün hem arkeolojik alan hem de nefes kesici bir manzara noktası. Tepenin üstünden hem Forum Romanum hem de Circo Massimo'nun panoramik görüntüsünü alabiliyorsunuz. Özellikle ilkbaharda bahçeler çiçeklerle dolduğunda yürüyüş ayrıca keyifli.


2. Pantheon


MS 125'te İmparator Hadrian tarafından yeniden inşa edilen Pantheon, dünyanın en iyi korunmuş antik yapısı olma unvanını taşıyor. Neredeyse 1900 yıldır ayakta duruyor ve kubbesinin tepesindeki 8.7 metre çapındaki "oculus" (göz) hâlâ herhangi bir camla kaplanmamış; yani çatıda bir delik var ve yağmur yağdığında zemine düşüyor, güneş girdiğinde o nefes kesici ışık huzmesi oluşuyor.

2023 yılından itibaren Pantheon'a giriş ücretli (5 Euro). Kilise olarak kullanıldığı için sabah saatlerinde ayinler yapılıyor; bu saatlerde turist girişi kısıtlanıyor. Ressamların ve hükümdarların mezarları da burada; Raphael'in kabri Pantheon'dadır.

💡 Pantheon'a yağmurlu bir günde gidebilirseniz gidin. Oculus'tan içeri düşen yağmur damlalarını görmek nadide bir deneyim. Taban eğimli yapıldığından su kendiliğinden drenaj deliklerine akıyor.

3. Piazza Navona


Roma'nın en güzel meydanı tartışması hep sürer ama Piazza Navona bu yarışta her zaman ön sıralarda yer alır. Bir stadyumun (Domitian'ın hipodromu) üzerine kurulmuş olan bu uzun oval meydan, Barok dönemin en görkemli sergilendiği açık hava sahnesi. Meydanın merkezinde Bernini'nin şaheseri Fontana dei Quattro Fiumi (Dört Nehir Çeşmesi) yükseliyor. Nil, Ganj, Tuna ve Rio de la Plata nehirlerini temsil eden dört dev figürden oluşan bu çeşme, Barok heykel sanatının zirvelerinden.

Meydanı çevreleyen kafeler turistik ve pahalı; ama meydanın kendisi sabah saatlerinde gezilirse gerçekten büyüleyici. Akşam saatlerinde sokak sanatçıları ve yoğun kalabalıkla bambaşka bir enerji kazanıyor.

4. Fontana di Trevi


Roma'nın ve dünyanın en ünlü çeşmesi. 26 metre yüksekliği ve 50 metre genişliğiyle Barok mimarinin doruk noktalarından biri sayılan bu devasa çeşme, 1762'de Nicola Salvi tarafından tamamlandı. Neptün'ün denizi dizginleyen savaş arabasını sürdüğü ihtişamlı kompozisyon Palazzo Poli'nin arka cephesini adeta bir sahne dekoruna dönüştürüyor.

Efsaneye göre çeşmeye sırtınızı dönerek bir bozuk para atarsanız Roma'ya geri dönersiniz. Her gün buraya düşen paralar hayır kurumlarına bağışlanıyor. Tek sorun gün içinde inanılmaz kalabalık olması. Sabah 07:00-08:00 arası ya da gece geç saatlerde gelin; çeşmeyi neredeyse yalnız görürsünüz. Çok kalabalık olması sebebiyle yankesicilere dikkat etmekte fayda var. Artık alt kısma ücretli giriş sağlanıyor.


5. İspanyol Merdivenleri ve Piazza di Spagna



Trinità dei Monti kilisesine çıkan 135 basamaklı bu merdiven, 18. yüzyılda inşa edilmiş ve o günden bu yana Roma'nın en ikonik buluşma noktalarından biri hâline gelmiş. Merdivenin dibindeki Barcaccia Çeşmesi de Bernini'nin babasına, Pietro Bernini'ye ait. Piazza'nın etrafını çevreleyen Gucci, Valentino, Prada gibi lüks marka mağazaları da eklenince bölge hem tarihi hem modern bir çehre kazanıyor.

Bir not: 2019'dan itibaren merdivenler üzerinde yemek yemek veya oturup atıştırmak yasak ve para cezasına tabii. Yalnızca oturup manzarayı izleyebilirsiniz.


6. Trastevere Mahallesi



Trastevere, Latince'de "Tiber'in ötesi" anlamına geliyor. Tiber Nehri'nin batısında kalan bu eski mahalle, Roma'nın en otantik ve en sevilen köşelerinden biri. Arnavut kaldırımlı dar sokakları, sarmaşıklarla örtülü portakal-sarı renkli binaları, küçük piazza'ları ve her köşede bir kilisesiyle Trastevere, bir film seti gibi hissettiriyor; ama bu gerçek bir mahalle, insanlar burada yaşıyor.

Gündüz saatlerinde sakin ve yavaş bir ritmi var; özellikle güneş ışığıyla o sarı-turuncu binaların parıldadığı saatler fotoğrafçıların cenneti. Akşam ise mahallenin enerjisi zirveye ulaşıyor; restoranlar dolup taşıyor, barların önüne masalar çıkıyor, müzisyenler sokak başlarında konser veriyor.



Mahallenin kalbinde yer alan Santa Maria in Trastevere Kilisesi ziyaret edilmeden geçilemez. Roma'nın en eski kiliselerinden biri olan bu yapı, 12. yüzyıldan kalma altın mozaikleriyle inanılmaz görsel bir şölen sunuyor. Giriş ücretsiz.


21.00-23.00 saatleri arasında "Piazza Trilussa" Meydanında sosyal medyada o viral olan canlı müzik ve halkın dans ettiği anlara tanıklık edebilirsiniz. Her gün bu meydanın akşamları oldukça canlı. Yeni Rotalar İzinde Instagram sayfamızda buradan çektiğimiz içerikleri paylaşmıştık.


Bu bölgenin en eski barlarından biri olan San Calisto gençlerin ve turistlerin uğrak noktası. Oldukça uygun fiyatlı içeceklerinizi alabilir ayakta sohbetin tadını çıkartabilirsiniz.


7. Vatikan: Aziz Petrus Bazilikası, Müzeler ve Sistine Şapeli



7.1 Aziz Petrus Meydanı ve Bazilikası

Bernini'nin yarı elips biçiminde tasarladığı Aziz Petrus Meydanı, iki tarafında 284 kolonla oluşturulmuş kollarıyla ziyaretçiyi adeta kucaklıyor. Meydanın ortasındaki Mısır dikilitaşı ise MS 37'de Roma'ya taşınmış. Bazilika'nın içi ise boyutlarıyla önce sizi eziyor, sonra ayrıntılarıyla büyülüyor. Michelangelo'nun 24 yaşında tamamladığı Pietà heykeli, Bernini'nin bronz baldachino'su ve bazilikanın altındaki mezar katı (Vatikan Mezarlığı) öne çıkan noktalar. Bazilika girişi ücretsiz; ancak kubbe tırmanması için bilet gerekiyor (asansör ya da merdiven seçeneği var).

⚠️ Kıyafet uyarısı: Vatikan'a girmek için omuzların ve dizlerin örtülü olması zorunlu. Yazın bu kurala uymayan pek çok ziyaretçi geri çevriliyor. Çantanıza ince bir şal ya da pantolon koymayı unutmayın.


7.2 Vatikan Müzeleri ve Sistine Şapeli



Vatikan Müzeleri dünyanın en büyük ve en değerli müze komplekslerinden biri. İçindeki eser sayısı o kadar fazla ki tamamını görmek için günler gerekiyor. Mutlaka görülmesi gerekenler: Haritalar Galerisi, Rafael Odaları, Pio-Clementino Heykeller Müzesi (Laocoon ve Apollon Belvedere burada) ve elbette Sistine Şapeli.

Sistine Şapeli: Michelangelo'nun 1508-1512 arasında boyattığı tavan freski "Yaratılış" ve 1536-1541 arasında tamamladığı "Son Yargı" duvar resmi, sanat tarihinin en büyük eserleri arasında. Şapelde fotoğraf çekmek yasak (ama herkes çekiyor). Sessizlik kuralı da var; görevliler sık sık uyarı yapıyor.


8. Castel Sant'Angelo



Önce İmparator Hadrian'ın mezarı, sonra papalığın kalesi, ardından hapishane ve şimdi müze olarak kullanılan Castel Sant'Angelo yaklaşık 2000 yıllık bir geçmişe sahip. Tiber Nehri kıyısındaki bu dairesel kule Roma silüetinin en ikonik parçalarından biri. Ponte Sant'Angelo köprüsü üzerindeki Bernini melekleri de ayrıca bir şaheser. Tepe katına çıkıldığında hem Vatikan hem de şehrin panoraması eşsiz.


9. Borghese Galerisi ve Bahçeleri



Borghese Galerisi ziyaret sayısını günlük 360 kişiyle sınırlıyor; bu yüzden haftalar öncesinden rezervasyon şart. Ama bu kalabalıktan kaçma çabası değil, bir şaheser koleksiyonuyla yüz yüze gelme fırsatı. Bernini'nin "Apollo ve Daphne", "Pluton ve Persephone" ve "David" heykelleri burada. Caravaggio'nun da birkaç önemli eseri burada sergileniyor. 2 saatlik zorunlu ziyaret süresi var; ama bu 2 saat muhtemelen hayatınızın en yoğun sanat deneyimlerinden biri olacak.

Galeri, Villa Borghese Bahçeleri'nin içinde yer alıyor. Bahçeler kendinize ait bir piknik, bisiklet turu veya sadece yürüyüş için harika. Pincio Terası da bu bahçelerin içinde ve Roma'nın en güzel ücretsiz manzara noktalarından biri.

10. Testaccio: Gerçek Roma'nın Kalbi



Testaccio, geldikleri zaman "neden daha önce gelmemiştim" diye düşündüren bir mahalle. Turistik haritaların çoğunda yer almaz; ama yerel Roma hayatını anlamak istiyorsanız burası şart. Testaccio Pazarı (Mercato di Testaccio) sabahları açılan ve taze sebze, meyve, peynir, şarküteri, balık ve sokak yiyeceklerinin bulunduğu son derece canlı ve gerçek bir pazar. Eski mezbaha binasından dönüştürülmüş MACRO Testaccio çağdaş sanat etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Mahallenin osteria'ları da gayet güvenilir ve makul fiyatlı.

11. Aventinus Tepesi: Roma'nın Gizli Noktası


Roma'da pek az kişinin bildiği muhteşem bir gizli nokta var: Malta Şövalyeleri'nin Bahçesi (Giardino degli Aranci) ve hemen yanındaki anahtarlık deliği. Kapıya yaklaşıp kilit deliğinden baktığınızda, çerçevelenmiş bir görüntü karşılıyor sizi: tam ortada Aziz Petrus Bazilikası'nın kubbesi. Bu "gizli manzara" Roma'yı bilenler arasında efsane. Üstelik Aventinus Tepesi'nin portakal bahçesi de şehrin bütünü üzerinde nefes kesici bir manzara sunuyor. Bu günlerde sosyal medyanın gözde noktası burası.


12. Via Appia Antica ve Katakombler


Roma tarihinin en eski ve en uzun yollarından biri. MÖ 312'de inşa edilen Via Appia, Roma'yı güneye bağlıyordu. Bugün bu tarihi yolun bir bölümü koruma altında ve mükemmel bir yürüyüş güzergahına dönüştürülmüş. Pazar günleri araç trafiğine kapalı olduğundan bisikletle ya da yürüyerek gezmek ideal.

Yol üzerinde çeşitli katakombler var: Callixtus Katakombu, Sebastiano Katakombu ve Domitilla Katakombu en bilinenleri. Bu yeraltı mezarlıkları erken Hristiyanların hem gömü hem de ibadet yeri olarak kullandığı alanlar ve rehberli tur zorunluluğuyla gezilebiliyor.


Roma'da Pratik Bilgiler


Toplu Taşıma

Roma'nın metro ağı yalnızca üç hattan oluşuyor (A,B ve C ) ve tarihi merkezi pek az noktadan kesiyor; çünkü inşaat sırasında sürekli antik kalıntılara rastlanıyor. Ağır iş otobüs ve tram yapıyor. Bilet 1.50 Euro, 100 dakika geçerli, aktarma serbest. (TAP & GO) ile kredi kartınızı otobüs, tramvay veya metroda okuttuğunuzda direkt kolay yol ile biletinizi almış oluyorsunuz. Otobüs aktarmasında 100 dakika içerisinde aktarma yapıldığında aynı kredi kartını tekrar okutursanız aktarmayı görecek ve para çekmeyecektir. Metroda ise turnikeden çıktıktan sonra aktarma olmamaktadır.

Bileti aktifleştirme derdi olmadan en kolay yöntem kredi kartı ile okutup binmek.

Ayrıca Günlük (8 Euro), 48 saatlik (14 Euro) ve haftalık (27 Euro) kartlar da mevcut. Klima olmayan araçlarda yaz aylarında hazırlıklı olun.


Turistik Kartlar: Roma Pass

48 saatlik veya 72 saatlik Roma Pass satın alabilirsiniz. Toplu taşıma dahil, belirli müzelere ücretsiz giriş hakkı tanıyor. Kaç müzeye gideceğinizi hesaplayıp kart alıp almayacağınıza karar verin; bazı dönemlerde değiyor.


İnternet ve SIM Kart


Tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi benim yurtdışı internet kullanım tercihim E-sim'ler. REDTEAGO uygulamasında en uygun paketleri AVRUPA PLUS kategorisinde bulup tanımlayabilirsiniz. İlk üye olduğunuzda "CSK40001" Referans kodunu kullanarak 3 dolar indirim kazanabilirsiniz. (NOT: Tüm esim uygulamaları Türkiyede kullanımı kısıtlandığı için indirdikten sonra vpn ile bağlanıp kurulumu tamamlayıp rahatlıkla kullanabilirsiniz)


Güvenlik

Roma genelinde güvenli ama turistlerin yoğun olduğu yerlerde yankesiciliğe dikkat edin. Özellikle Termini çevresinde, metro B hattında ve Kolosseum etrafında dikkatli olun. Değerli eşyalarınızı ön çantada (göğüs poşeti) taşımak pratik bir önlem.


İçme Suyu

Roma'nın sokaklarında "nasoni" adı verilen küçük çeşmeler var. Bu çeşmelerin suyu hem temiz hem soğuk hem de içme suyudur. Şişe almak yerine dolu bir matara taşıyın; hem ekonomik hem çevreci.


Roma'nın Nesi Meşhur?


Katman Katman Tarih


Roma'nın en büyüleyici özelliği, tarihinin adeta jeolojik katmanlar gibi üst üste yığılmış olması. Bir kiliseye girersiniz, zemini cam kapaklı; altında Roma dönemi mozaikleri. Bir meydanda dururken, o meydanın iki bin yıl önce at yarışı pisti olduğunu öğrenirsiniz. Bir binanın duvarına bakarsınız, temel taşları açıkça antik dönemden devşirilmiş. Bu katmanlı yapı Roma'yı dünyanın başka hiçbir şehrine benzemeyen bir zaman makinasına dönüştürüyor.


Dünya'nın En Kalabalık Açık Hava Müzesi

Paris'te Louvre var. Vatikan'da Sistine Şapeli var. Roma'da ise her yürüyüş yolu bir müze. Knightley Köprüsü'nün (Ponte Sant'Angelo) melek heykelleri Bernini'nin eseri. Piazza Navona'daki Dört Nehir Çeşmesi de Bernini. Pantheon M.S. 125'ten kalma ve bugün hâlâ dünyanın en iyi korunmuş antik yapısı. Tüm bunlar müze değil, şehrin içinde, açık havada, ücretsiz.


Yeme İçme Kültürü

İtalyanların yemeğe yaklaşımı bir tutku değil, bir inanç sistemi. Roma'da bunu en yoğun biçimde hissediyorsunuz. Öğle arası gerçekten öğle arası, insanlar toplanıyor, konuşuyor, yiyor. Akşam yemeği saat 20:00'den önce başlamaz. Espresso aceleyle ayakta tüketilir ama özenerek hazırlanır. Bu ritim sizi de yavaşlatıyor ve şehri sadece gözlemleyen değil, içinde yaşayan biri yapıyor.


Roma'nın Tarihi


Roma efsaneye göre MÖ 753'te Romulus tarafından kurulmuş. Gerçekte arkeolojik bulgular, yerleşimin MÖ 800'lere kadar gittiğini gösteriyor. Şehir önce bir krallık, ardından Cumhuriyet, sonra İmparatorluk aşamalarından geçerek Akdeniz dünyasının tartışmasız merkezi hâline geldi.

Roma İmparatorluğu Dönemi: Augustus'tan Konstantinus'a uzanan dönemde Roma, nüfusu bir milyonu aşan, akvadükt sistemleriyle su taşınan, Kolosseum ve Pantheon gibi devasa yapılara ev sahipliği yapan bir metropoldü. İmparatorluğun batı yarısı MS 476'da çöküşüyle birlikte şehir de kısmen terk edildi, nüfus dramatik biçimde düştü.

Papalık ve Orta Çağ: Hristiyanlığın merkezine dönüşen Roma, Orta Çağ boyunca Papalık'ın siyasi ve ruhsal başkenti olarak Avrupa tarihini şekillendirdi. Vatikan, bugün de bu dönemin en görkemli mirasını taşıyor.

Rönesans ve Barok: 15-17. yüzyıllar Roma'nın bir kez daha dünyanın sanat başkentine dönüştüğü dönem. Michelangelo, Raphael, Bernini ve Caravaggio gibi devlerin eserleri şehri baştan yarattı. Sistine Şapeli, Aziz Petrus Bazilikası, Piazza Navona bu dönemin meyveleri.

Modern İtalya: 1870'te İtalya'nın birleşmesinin ardından Roma, yeni İtalyan devletinin başkenti oldu. 20. yüzyılda Mussolini döneminde şehirde büyük imar projeleri hayata geçirildi ve antik alanlar kasıtlı olarak "öne çıkarıldı". 1960 Roma Olimpiyatları ise şehri modern döneme taşıyan sembolik bir dönüm noktası oldu.


Yeme içme ve lezzet durağı önerilerimizi yakında paylaşacağımız Roma lezzet durakları blogumuzda bulabilirsiniz. Takipte kalın.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page